TARİHİ TAŞKÖPRÜ’NÜN RESTORASYONU TAMAMLANDI
PEKİ BUNDAN SONRA NE OLACAK?
2001 yılında başlanan sürecin sonuna gelindi. Adana Kent Konseyi bünyesinde kurulan Taşköprü Komitesi çeşitli kurum ve kuruluşların desteğini alarak, plan ve proje çalışmasını yaptı ve Tarihi Taşköprü restore edildi. Köprüyü bundan sonra nasıl bir sürecin beklediğine ise Adanalılar karar verecek.
Adana Kent Konseyi 2001 yılında Adana’nın tarihsel kent simgesi ve uygarlık anıtı Taşköprü’nün, fiziksel kültürel ve mimari bir gözetim ve koruma altına alınarak, köklü geçmişindeki birikimleri ve anılarıyla geleceğe de aynı görkem ve kimliği sürdürülerek aktarılmasını kente, topluma, gelecek kuşaklara ve insanlığa karşı bir yurttaşlık görevi olarak kabul eden kişi ve kurumları Adana Kent Konseyi “Taşköprü Koruma-Kurtarma- Yaşatma ve Kent Kimliğine Kazandırma” projesine çağırdı. Proje, Mimarlar Odası Adana Şubesi’nin ortaklığında gerçekleştirildi. 02 Ekim 2001 tarihli Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda alınan kararlardan olan “Geçişten Günümüze Taşköprü Forumu” 20 Ekim 2001 tarihinde yapıldı. Adana dışından uzman konukların da katıldığı toplantıda Taşköprü her önüyle ele alındı. Forum sonunda “Taşköprü Forumu Sonuç Bildirgesi” hazırlandı. Kent Konseyi Yürütme Kurulu tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Taşköprü Forumu Sonuç Bildirgesi’nde öngörülen “Taşköprü Köprü Komitesi” kuruldu ve komite, köprünün restorasyonu için gerekli çalışmaları başlattı.
Şimdi ise Adana restorasyonu biten köprüyü nasıl değerlendireceğini tartışıyor. En son 10.07.2007 tarihinde Adana Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Taşköprü’nün İşlevselleştirilmesi” konulu bir toplantı ile biraraya gelen Taşköprü Komitesi köprünün geleceğinin ne olması gerektiği konusunda fikir alışverişinde bulundu.
ADANA TARİHİ TAŞKÖPRÜSÜYLE NE YAPMALI?
Konuyla ilgili olarak Adana’daki çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleri temsilcilerinin görüşlerini aldık.
Osman Arık (Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü)
Bugünkü aşamada, Taşköprü’nün Doğu ve Batı ayaklarının bulunduğu bölgede ticari faaliyet çok düşük durumdadır. Bu durum, kentteki nüfus yoğunluğuna rağmen Taşköprü’nün insanlarla tam anlamıyla buluşmasına engel teşkil etmektedir. Çünkü, köprüdeki yaya hareketliliği ağırlıklı olarak Devlet Hastanesi ve Yüreğir Kaymakamlığının oluşturduğu zayıf bir hareketliliktir.
Taşköprü’nün Doğu ve Batı ayaklarının bulunduğu bölgede, ticari potansiyeli arttıracak projelerin yaşama geçirilmesi, Taşköprü’yü insanlarımızla daha fazla buluşturmanın önünü açacaktır.
Taşköprü’nün, kültürel ve sanatsal faaliyetlere ev sahipliği yapmasının sağlanması, bu önemli kültür varlığımızla insanlarımızı buluşturmanın ayrı bir anahtarı olacaktır. Resim ve fotoğraf sergileri, müzik dinletileri gibi etkinliklerin düzenlenmesi, belirli periyotlarda çeşitli sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, ilköğretim okulu öğrencilerinin özel günlerde gerçekleştirebilecekleri gösteriler, yazılı ve görsel medyamızın da desteğiyle Taşköprü’yü açık hava etkinliklerinin simgesi haline getirebilir.
Ayrıca, uygarlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden olduğu bilinen Tepebağ Höyüğü’nde bulunan Tepebağ evlerinin restore edilerek bölgenin, bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “Old City” (Eski Şehir) olarak yeniden düzenlenmesi, kentin tarihi dokusuna önemli bir hizmet olacağı gibi, “Eski Adana”yı yaşatmak da mümkün olabilecektir.
İsmail Salman (Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü)
Taşköprü sit alanının içinde olduğu ve kendisi de başlıbaşına bir anıtsal yapı olduğu için kurulumuzla doğrudan ilintili bir yapı. Bununla ilgili henüz restorasyon başlamadan önce almış olduğumuz bazı kararlar var. Bunlardan bir tanesi ve belki de en önemlisi de; ‘İlerde trafiğe kapatılacağı şimdiden ilgili ve yetkililerce düşünülerek gerekli çevre düzenlemesinin ve arter planlamasının yapılması’ şeklindeydi. Ancak Taşköprü, Antik Dönem’den beri yani aşağı yukarı 1800 yıldır karşı iki yakayı birbirine ulaştıran birleştiren bir yol olma özelliğini sürdürmektedir. Dolayısıyla bundan sonra da yol işlevini sürdürmesi gerekmektedir. Ancak işlevini sürdürürken taşıt trafiğine kapatılacak mı? Taşıt trafiği olursa hangi boyutta olacak. Tonaj sınırlaması yapılacak mı? Bundan sonra cevap aranması gereken sorular bunlardır. Tüm bunlara karar verecek olan sadece bizim kurulumuz olmamalı. Adana’yı yönetenler, köprünün geleceğine ilişkin Adana halkının çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde karar üretmelidir.
Bu kararı alırken de dikkat edilmesi gereken en önemli şey teknik altyapı. Restorasyonla köprüdeki yılların yorgunluğu giderildi. Ancak sonuç itibariyle bu köprü yine de yorgun bir köprüdür. Bu nedenle köprünün statiği göz önüne alınarak bilimsel verilerle karar verilmelidir. Gönül istiyor ki, köprü araç trafiğine kapalı olsun, sadece yayalar geçsin ve turizme hizmet veren bir yapıya dönüştürülsün.
Y. Doç. Dr. K. Selçuk Girginer (Ç.Ü Fen – Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı)
Her şeyden önce bu restorasyonun bizlere gösterdiği bir şey var. O da istenirse Adanalının bir araya gelerek şehre katma değer sağlayacak kültürel üretimleri yapabileceği. Bunu çok önemli buluyorum.
Restorasyonu tamamlanan köprünün araç trafiğine açılmasını uygun bulmadığımı belirtmek isterim. Taşköprü zaten ilk yapıldığı Roma döneminde de büyük araçların geçmesi için yapılmış bir köprü değil. O nedenle biz de aynı mantıkla burayı korumak zorundayız. Buranın bir kültür bölgesi haline dönüştürülerek korunmasının şehir ve eser için en iyisi olacağını düşünüyorum. Trafiği başka tarafa aktarmak zor mudur kolay mıdır konusu ise benim ihtisas alanıma girmiyor. Bu konuda görüş belirtebilecek pek çok kurum var. Bu kurumların da bu konuya mutlaka bir çözüm getirebileceğine inanıyorum. Bu konuda en büyük görev Büyükşehir Belediyesi’ne düşüyor.
Yalçın Karalar (Arkeolog - Müze Eski Müdürü)
Müze müdürlüğü yaptığım yıllardan beri eski eserlerle ilgili savunduğum bir teori var ; ‘Yaşa – Yaşat; Yaşat Yaşa’. Çünkü bir eski eserle beraber yaşarsanız onu yaşatmış olursunuz. Bence asıl önemlisi, günlük hayatımızda ona bir fonksiyon vererek hayatımızın bir parçası haline getirmek ve onunla birlikte yaşamak, onun anlamını ve değerini her an hissetmektir.
Taşköprü’ye gelince. Kentin bu bölgesinde özellikle Seyhan Nehri üzerinde ulaşım köprüleri olarak kullanılan köprülerin sayısının azlığı belki köprünün bir yönlü olarak ulaşıma açılmasını da düşündürebilir. Ancak köprünün sadece yaya trafiğine açılmasının ve kentin günlük yaşamında ağırlıklı bir geçiş yeri olarak kullanılmasının hem onun yaşam süresinin uzun olmasına, hem de günlük yaşamımızda daha güzel bir yerde oturmasına neden olacağını düşünüyorum. Ayrıca köprü ve çevresinin düzenlenerek kültür ve sanatın birleştiği özel bir bölge haline getirilmesinin de şehrin tanıtımı ve turizmine büyük bir hizmet olacağını düşünüyorum.
Teyfik Yıldırım ( Şehir ve Bölge Plancısı – Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi)
Öncelikle adı üzerinde burası bir köprü. Tarihi özelliklerinin yanında bir de fonksiyonu var. Buradan geçen trafiği rahatlatmaya yönelik ulusal veya uluslararası düzeyde bir proje yarışması yapılmalı diye düşünüyorum. Çünkü köprüler üzerinde akan bir trafik vardır bu yaya ya da araç trafiğidir. Bunun çevre bağlantılarıyla düzenlenmesi lazım.
Bu düzenlemeyle birlikte köprüden yola çıkarak Adana’nın bir pamuk ya da kebap kenti olmanın dışında bir sanat kenti olduğunu da vurgulamamız lazım. Bunu da vurgulamak için köprünün üstü ve çevresini zanaatkarların el işlerini sergilendiği, yöresel eserlerin bulunduğu, müzik dinletilerinin yapıldığı bir sanat mekanı olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca, bugüne kadar ihmal ettiğimiz bir konu olarak köprüdeki kitabeler ve bazı simgelerin ile birlikte köprüde emeği geçen kişilerin ve Adananın önemli simgelerinin imitasyonlarının da sergilenmesi gerekir diye düşünüyorum.
Köprüyü sadece taş bir yapı olarak değil, ruhunu canlandırabileceğimiz ve çocuklarımıza aktarabileceğimiz bir yapı olarak korumak lazım.
Tayyar Zaimoğlu (Çukurova Turizm ve Otelciler Birliği Başkanı)
Her şeyden önce köprü trafiğe kesinlikle açılmamalı ve dünyadaki diğer tarihi köprü örneklerinde olduğu gibi turizm ve kültür amaçlı kullanılmalı. Tabi bunu yaparken köprünün çevresi ve Tepebağ bölgesini de unutmamak gerekiyor. Önemli olan 1800 yıllık köprümüzü korurken onu ve çevresini aynı zamanda bir ekonomik değer haline dönüştürebilmektir. Kısacası Taşköprü bir turizm değeri olarak ele alınmalı bunu da Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde tüm STK’ların da içinde olacağı bir kurum yapılandırmalıdır.
Köprü çeşitli sanatçıların sanatlarını icra ettiği, şehri simgeleyen hediyelik eşyaların satıldığı, özel günlerde çeşitli kutlamaların yapıldığı, Belediye Bandosu’nun konserler verdiği, diğer çeşitli müzik dinletilerinin gerçekleştirildiği bir bölge haline getirilmeli. Ayrıca köprü ve çevresinde çeşitli heykel çalışmaları sergilenebilir. Adana’ya hizmet etmiş insanlar bu vesileyle anılabilir. Ayrıca köprünün giriş ve çıkış ayaklarına eski gravürlerde gördüğümüz giriş kapılarının yapılması, köprünün hangi tarihlerde yapıldığı ve onarım gördüğüne dair elimizde bulunan kalıntıların da yine köprü girişlerinde yeralması veya köprünün mimarisine uygun olarak çeşitli levhaların yapılıp girişlere konması gerekir.
Taşköprü’yü, Seyhan Nehri’ni, Tepebağ’ı ve Kayalıbağ’ı içine alan bu bölgede gerekli düzenlemeleri yapıp muhteşem bir ‘eski şehir’ oluşturarak; burada varolan kültür hazinelerinin hem Adanalılara hem de tüm dünyaya açılması sağlanmış oluruz diye düşünüyorum.
Nesrin Göçhan (Adana Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi - TÜRSAB Adana Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı)
Şunu hemen söylemeliyim ki Taşköprü bizim en önemli turizm ürünümüzdür ve köprünün kesinlikle bu yönde kullanılması gerekir. Üstelik böylesi bir kültür mirasının Adana’da bulunması bizim için büyük bir şanstır. Adana’nın bu şansını bundan sonra en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum.
Biz turizmciler olarak Taşköprü’den ağır tonajlı araçların geçmesine karşıyız. Buranın trafiğe kapatılarak daha özel etkinliklere evsahipliği yapmasını istiyoruz. Bu özel etkinlikler tamamıyla turizme ve bölgenin sahip olduğu kültürel değerlere uygun olmalıdır. Değerlendirme konusunda mutlaka çok duyarlı sesler olacaktır. Bu duyarlı seslerin de bir şekilde dinleneceğine inanıyorum. Ve son olarak Adana halkını köprülerine sahip çıkmaya davet ediyorum.
Cüneyt Erginkaya (Adana Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi – Şehir Plancılar Odası Başkanı)
Taşköprü’nün bundan sonra değerlendirilmesi orijinal düşüncesine uygun olarak gerçekleşebilir. Taşköprü orijinal fonksiyonu açısından yük, insan ve hayvan geçişine müsait. Ancak o zamanki yüklerle günümüzün ağır tonajı araçları göz önüne alındığında arada büyük bir fark olduğu açık. Yine bir başka fark da yüzeydeki dokunun asfalt değil taşlardan oluşması nedeniyle sarsıntılı geçişin neden olduğu titreşimlerdir.
Bu nedenle akla gelen diğer ilk alternatif köprünün kentin iki yakasında gerçekleştirilen değişik aktiviteleri birbirine bağlayan bir amaca hizmet etmesidir. Bunun için de kentin her iki tarafında da bir an önce yapılandırmamız gereken iki önemli bölge var. Bunlardan ilki Seyhan tarafında. Buradaki parkın genişletilerek halkın kullanımına yönelik aktif bir hale getirilmesi şart. Burada bir takım sanat olaylarının yeralması sağlanabilir. Açık havada yapılabilecek otantik faaliyetlerin de oraya taşınması sağlanmalıdır. Aynı uygulamanın köprünün Yüreğir kısmında da gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Köprü o zaman yayalar için bir yerden başka bir yere gitmenin dışında, bir güzellikten başka bir güzelliğe geçiş için vasıta olma özelliğini taşır.
Yurtdışındaki bu gibi tarihi köprüler, bazı özel günlerde özel uygulamalarla için kullanılır. Kutlamalar, panayırlar, festivaller gibi. Biz de aynı uygulamayı Taşköprü için gerçekleştirebiliriz.
Nurettin Çelmeoğlu (Araştırmacı – Yazar)
Hedeflenen restorasyon bittiğini söyleyebiliriz. Ancak gerçekten yapılması gereken restorasyon bence henüz bitmiş değil. Gerçek anlamda bir restorasyondan sözedebilmemiz için 21 gözün de açığa çıkması gerekir. Eğer çağdaş ve kimlikli bir kent yaratmak istiyorsak Taşköprü’nün batı tarafındaki Abidin Paşa Caddesi’nin altında kalmış 6 tane gözü de açığa çıkarıp oradaki binaları yıkabilmeliyiz ki, köprünün gerçek anlamda restorasyonu tamamlanmış olsun. Adana ve Adanalı bunu yapabilir.
Ancak bugünkü, bana göre kısmi olarak gerçekleşen bu restorasyon da, çok büyük bir başarıdır. Taşköprü büyük anlamda kurtarılmıştır daha da önemlisi insanlarımızın bakış açısı değişmiştir. Bu restorasyonun sayesinde kültür varlıklarına olan saygımız birden bire büyük bir artış kazanmıştır.
Dr. S. Haluk Uygur (Adana Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve Sanat Konseyi Başkanı)
Bundan sonra yapılması gereken Taşköprü’nün işportacıların işgalinden kurtarılarak gezilebilir hale getirilmesi. Bunun için de bir cazibe merkezi oluşturulması lazım. Bunun için Taşköprü’nün her iki ucunda rekreasyon alanları yaratılıp buraların heykellerle süslenmesi, Karşıyaka’daki çiçekçilerin modernleştirilmesi ve Seyhan ayağından çıkan bir fayton veya bir turistik aracın köprülerin altından geçerek Dilberler Sekisi’ne kadar gitmesi sağlanmalı.
Sarıçam Deresi’nin Hilton bölümünün üstü kapatılarak, Hilton ile Taşköprü arasında bir ilişki kurdurulmalı diye düşünüyorum. Dolayısıyla Hilton’a gelen bir turist, Taşköprü’den geçerek Taşköprü’nün ayağından bir faytona veya bir turistik araca binmek suretiyle Dilberler Sekisi’ne kadar seyahat etme olanağı bulmalı.
Prof. Dr. F. Nezihi Uygur (Ç.Ü Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi)
Bundan sonrası için Taşköprü’nün taşıt trafiğine mutlaka kapatılması gerektiğine inanıyorum. Eğer ulaşım için bir köprü daha gerekiyorsa yapılabilir. Adana’nın gücü buna yeter. Osmanlı zamanında bile köprüyü korumak adına parayla geçiş gibi uygulamaların olduğunu biliyoruz. Taşökprü’nün trafiğe kapatılıp yayalara açılması demek, etrafındaki trafiğe açık yerlerin de trafiğe kapatılarak sadece yayalara açılması demektir. Eğer sadece Taşköprü trafiğe kapatılarak yayalara açılırsa ve etrafında herhangi bir düzenleme yapılmazsa bence köprüyü amacına uygun kullanamazsınız.
Gerçekleştirilecek bu çalışmalar Seyhan Vadisi’nde son yıllarda yapılan düzenlemelerle paralellik göstermelidir. Ancak bu noktada geç kaldığımız bir konu da ortaya çıkıyor: Yaya yolları. Bu nedenle şehirde acilen Taşköprü ve çevresiyle bağlantıları olacak yaya yolları yapmak gerekiyor. Örneğin Çakmak Caddesi, Küçük Saatin bir bölümü ve eğer yapabilirsek, Büyük Saatin olduğu kısım trafiğe kapatılarak sadece yaylara açılmalı.
|